33 yaşındaki mezunumuz Mahmoud Salahy mühendisken kariyerinde moda sektöründe yeni bir sayfa açmaya karar verir ve IFA Paris’te Moda İşletmesi MBA programına başlar. Şu anda Amerikan devi The North Face (VF Group) Çin’deki direct-to-consumer kanallları direktörlüğü görevinde bulunmaktadır. Bu röportajda Mahmoud Salahy muhteşem bir irade ve humanizm örneği sunmaktadır

Michel Temman: Mühendislik eğitimi aldıktan sonra moda sektörüyle nasıl bağlantı kurdunuz?

Mahmoud Salahy:  İlk önce Mısır’da elektronik ve iletişim üzerine mühendislik eğitimi aldım ama 2004’te eğitimim esnasında uluslararası bir marka olan Esprit’te satış temsilcisi olarak bir işe başvurma şansını yakaladım. O zamanlar, 2005’te, Mısır yabancı markalara açılmaya ve globalleşmeye başlıyordu. Sektör çeşitli deneyimlere sahip insanlara ihtiyaç duyuyordu. Kaliteyi arttırmak ve moda perakendesinin seviyessinş yükseltmek için bir arzu vardı. Neredeyse 3 yıl Esprit’te satış temsilcisi olarak çalıştım ve sonra bir karar aldım; bilim ve matematiği seviyordum ama mühendislik okumama rağmen çok da hevesli değildim.  O zaman perakende sektöründe bir yol takip etmeye karar verdim. Satış temsilciliğinden mağaza müdür yardımcılığına ve oradan da mağaza müdürlüğü poziyonuna atandım. Daha sonra bir ofis poziyoununa başvurma şansım oldu.

M.T.: Çin’de perakende sektöründen çalışmadan önce Mısır’da çok fazla tecrübelerin olmuştu...

M.S: Mısır’da yabancı markalardan bahsedersek genellikle yerel işletmecilerin bayiliği şeklinde çalışırlar. Esprit’ten sonra o şletmecilerin bazıları için farklı markalarla çalıştım, mesela Bossini ( Hong Kong’tan) Marka müdür yardımcısı olarak Guess Jeans’te de çalıştım. Daha sonra 3 yıl boyunca Timberland’de marka müdürü olarak çalıştım.  2011’de ülkede devrim oldu zaten.

M.T.: Daha sonra ne yaptın?

M.S.: Mısır devrimi hayatımda bir mihenk taşı oldu. Devrime katıldım. Politikayla ilgilenmem ancak bir yerde yanlış veya doğru giden bir şey olduğunu hissedersem kendime tamamen güvenirim. Orta-üst segmentten gelen biri olarak çok baskı hissetmedim ancak alt sınıf için işler hiç de adil gitmiyordu. İnsanlar eğitim sağlık ve iş fırsatları açısından eşit haklara sahip olamıyordu. Devrimi bu insanlar yaptı ve ben de buna katıldım.  Ne olacağını, yani başarılı olup olmayacağını bilmiyorduk. Sonra yeni bir başkaımız oldu, daha sonra yeni bir tane daha. Çok dramatikti ve ben şahsen ne yapacağımı bilmiyordum.  O zaman aklıma bir düşünce geldi; “ Ülkemi değiştirmeye çalışıyorum ama kendimi değiştirmeyi hiç denemedim”. Böylelikle anladım ki değiştirmem gereken şey ülkem değil – ki bu çok komplike- kendimdim. 3 yıl önce karımla tanıştım ve evlendim. Birden şunu merak etmeye başladım; yaşamak istediğimiz hayat bu muydu? Dünyayı ve yeni kültürleri keşfedebilir miydik? O zaman belki de dedim, artık taşınma zamanı.

M.T.: Bu kırılma noktası MBA Moda İşletmesi okumaya karar verdiğin an mı?

M.S.: Kesinlikle, mühendislikten öğrendiğim şey kararların mantıklı dayanakları olması gerektiğidir. Kendime dedim ki; 7 yıldır perakende sektöründe çalışıyorum ama işletme ile ilgili hiç bir eğitim almadım.  Becerilerimi daha çok teorik bilgi ile arttırmak istedim. Annem ve babamın yanında, kareşlerim de bana çok fazla ilham kaynağı oldu. Erkek kardeşim Londra’da MBA yapmıştı ve ben de buna benzer bir yurtdışı eğitimi alabilirim diye düşündüm. Daha sonra yurtdışında perakendeye odaklı MBA eğitimi aramaya başladım. London Fashion School ve Paris’te bir çok okul buldum ama en sonunda Shanghai, Paris ve Istanbul’da kampüsleri olan ve Polimoda ile işbirliği içinde olan IFA Paris’i buldum ve en doğru kararın bu olacağını düşündüm.  IFA Paris, bana Fransa, Çin, İtalya Ve Türkiye’de eğitim görme fırsatı sunuyordu ve özellikle benim gibi orta doğu kökenli birisi için büyük bir fırsattı. İlgiç bir karışımdı ve istediğim de tam olarak buydu. Bir okul böyle özel ve küresel bir eğitim programı sunuyorsa, burada IFA Paris’i çok övmek istemiyorum (!), bence farklı düşünüyorlardır. Sonra eşimle konuştum. Karşılaştığımız her şeyde beni desteklemiştir.  IFA Paris’e başvurumu yaptım, mülakatlara geçtim ve 2012’de Shanghai’da MBA’ e başladım ve herşey çok güzel gitti. Eğitimler teorikten çok pratik içerikliydi ve dünyanın her tarafından gelen insanlara bir arada eğitim almak çok ilginç bir deneyimdi. Ayrıca, IFA Paris’te en çok beğendiğim şeylerden biri de ihtiyaçlarıma göre tercihler yapabilmekti.

M.T.: Mısır’da ayrıldığında, kaygılı mıydın?

M.S.: Elbette, korkuçtu. Etrafımdaki herkes doğru şeyi mi yaptığımı sorguluyordu. Uçakta kendime sordum; “Ne yapıyorum ben? Ailemi ve ülkemi terkediyorum.” Ama aynı zamanda bunun doğru şey olduğu hissine kapılıyordum. Ayrılmak kötüdür ve zordur. Umarım gelecek iyi olacak. Aslında oldu bile. Yıllar sonra, ailem benimle gurur duyuyor. Ben onları özlüyorum ve onlar da beni özlüyor ancak aynı zamanda benimle gurur duyduklarını söylüyorlar.

M.T.: Çin’e geldiğinde ilk izlenimlerin ne oldu?

M.S.: Pudong Uluslararası Havaalanı’nın devasa salonunu ilk gördüğümde ağzım açık kaldı. Çin’de sınırlar olmadığını ve sizi hiçbir şeyin durduramayacağını düşündüm. Amaçlarıma ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacaktım. Daha önceleri Çin ve Şangay’ın bende daha farklı bir izlenimi vardı. Çin kültürüyle karışlaşmak benim için çok ilginç oldu. Şu anda Çin yemeklerine bile alıştım. Hunan mutfağı favorim.

M.T.: Nort Face Çin’de operasyon işletmesinden sorumlu direktör pozisyonunda çalışıyorsun şu anda, nasıl oldu bu?

M.S.: IFA Paris’te eğitimimi tamamladıktan sonra Şangay’da kaldım. Timberland’deki bağlantılarımdan Avurpa ofisine ulaştım be İsviçre’de bir pozisyon teklifi aldım. Ancak vize sorunlarından dolayı o iş olmadı. Kötü bir haber gibiydi ancak iyi bir habere dönüştü. VF Avrupa özgeçmişimi VF Çin’e göndermişti. North Face Asya Pasifik yöneticileri benimle irtibar kurdular. Bir çok mülakat yaptık ve en sonuncusu öğrenci vizemin bitmesinden bir gün önceydi. Ülkeme dönmek zorunda kaldım. Başak işlere başvurmaya başlamıştım ki bir kaç ay sonra VF benimle irtibata geçti tekrar. 2013’te işe alındım ve North Face Çin’de çalışmak için Şangay’a döndüm. İlk başta hiç bir ekibe dahil olmadan çalıştım. Bir yıl sonra uzman yönetic olarak terfi aldım. Ve şu anda 15 kişilik bir ekibi yönetiyorum. Müşteriler Timberland’ı biliyor ancak bir Amerikan giyim markası olan VF’i bilmiyorlar. VF’in yıllık cirosu 17 milyar dolardır.

M.T.: Röportajın IFA Paris öğrencilerine ve diğer tüm öğrencilere bir ilham olabilir. Onlara iletmek istediğin bir mesaj var mı?

M.S.: IFA Paris’in iyi olduğu şey tutarlılık ve devamlılık. IFA ile hiç bir zaman “ Tamam MBA yaptınız, güle güle” gibi bir durum yok. Kariyer merkezi sürekli sizinle irtibat halinde oluyor. Adile Cretallaz’ın ( Kariyer merkezi direktörü)  çok büyük bir hayranıyım. IFA Paris, yıllar sonra bile sizinle bağlantı kurup kariyerinizle bağlantılı oluyor. Bu çok değerli. Mesela bu röportajı vermekten çok mutluluk duydum. Haklısın, bu röportajı okumak diğerlerine ilham verebilir. Umarm bir şekilde gençler bu yazıyı okuyup ilham alır ve hayallerine tutunma umuduna sahip olurlar.