Montreal’da doğdu, 17 yaşında üniversiteye bursla girdi ve işletme lisansını alıp New York Şehrinde kozmetik ve lüks tasarım alanında çalışmaya başladı. Reims’te şarap ve lüks pazarlama okuyor, Milan, Casablanca ve Montreal’da moda kısımlarında çalışıyor,  böylece moda işinde çok kültürlü bir bakış açısı kazanabildi. IFA Paris’ten Moda İşletmesi MBA mezunu, dünya gezgini ve tutkulu moda blogcusu Durocher’un becerisi, uluslar arası ve yerel markalarla yaptığı ortak çalışmalarda kendini gösteriyor. The Marginalist blogunun da kurucusu. Röportaj. 

Michel Temman : Blogunuzun, The Marginalist’in hikayesi ve konseptinden söz edebilir misiniz?

Yanie Durocher : The Marginalist konsepti aslen « az tercih edilen yol » fikrinden yola çıkarak ortaya çıktı, her zaman kurallara uymamak, onun yerine farklı, yaratıcı yolları tercih etmek temelli. 

M.T. : Daha çok üç şehri ele alıyorsunuz, Milan, Şanghay ve Montreal : bu seçim yeni ve taze bir perspektif sunuyor mu?

Yanie Durocher : Blogum Milan, Şanghay ve Montreal moda bölgelerini temel alıyor, modaya ve işletmeye farklı bakış açıları getiriyor ancak moda pazarındaki yeni trend ve fikirleri de göz ardı etmiyor.

M.T. : Neden The Marginalist ? Güzel bir isim ama bunu nereden buldunuz ve sizin için anlamı nedir?
Yanie Durocher : Aslında ismi babamla birlikte Montreal’da bulduk, bana uyduğunu düşünüyordu! Hayatın keskin çizgilerinde yürümek,  bilinmezi kabullenmek, risk almak ve yaratıcılığa değer vermek, sıra dışı olmak hep bir parçam olmuştu.

« Bence önümüzdeki dört beş yıl içinde, dalgayı yakalamak, anın trendini bulmak adına bildiğimiz bloglamadan daha büyük bir şey ortaya çıkacak.»

M.T. : Son birkaç yılda moda işleri ve iletişim çok değişti. Sizce bugün moda trendleri hakkında yazmanın en iyi yolu bloglar mı?

Yanie Durocher : Genel olarak, blog tutma trendi özellikle Batıda büyük moda blogcularının L’Officiel, Vogue veya Style.com gibi isimlerce « satın alınması » yüzünden büyük bir düşüş içinde, Çinli ve Asyalı blogcular ise her SM gönderileri için kırmızı zarflar (hong bao) içinde ödenek istiyorlar, bu da « bağımsız bir ses » olma yönündeki güvenilirliklerini çok zedeliyor. Yani, bence moda, sanat ve tasarımda blogcuların kendi fikirlerini sunabileceği özgür sesler için hala bir ihtiyaç var. O yüzden bence önümüzdeki dört beş yıl içinde, dalgayı yakalamak, anın trendini bulmak adına bildiğimiz bloglamadan daha büyük bir şey ortaya çıkacak.

M.T. : Ayrıca Wechat gibi sosyal medya ortamlarında çok aktif misiniz? Bu ağlar sizin için ne kadar önemli?

Yanie Durocher : Evet, tabii ki. Wechat ve The Marginalist konusunda şunu diyebilirim, birçok marka bir moda ve yaşam tarzı blogcusu olarak benden onlar adına yaratıcı yarışmalar düzenlemem için sponsorum olmaya başladı. Perrier, Charles and Keith, Monkey 47 ve yeni yükselen moda tasarım markaları Celia B, Mozaik, ReDesigns ve dahası gibi birçokları ile çalışma tecrübesine sahip olabildiğim için çok şanslıyım.

M.T. : Aynı zamanda başka yerlerde de moda editörüsün ve birkaç moda ve lüks marka içinde çalışıyorsun. Çin’deki moda ortamını nasıl görüyorsun?
Yanie Durocher : Style TV Çin için moda blogcusu ve yazar olarak seçilmiştim (Çin’de en önemli şehirlere yönelik çok ünlü bir moda portalı, nfta) ve Jing Daily için de serbest editörüm (Çin’in lüks eşya B2B dergisi, nfta).

Bence Çin’de moda çok büyük bir potansiyele sahip ve önceki beş yıla göre çok farklı yönlerde büyümeye devam edecek. Çin’in en önemli şehirleri daha çok özel tasarımcı marka ve ürün arıyor, Çin’de üç farklı yaygın trend görüyorum: ilki, yeni Çinli tasarımcılar için devasa bir trend var; ikincisi, Çin’deki alınabilir lüks eşya sayısındaki « yolsuzlukla mücadele kanunu » ile gelen artış; ve üçüncüsü ise, mevcut müşteri düşüncesindeki ürün alımından çok, tecrübe, yaşam tarzı ve seyahat alımına yönelik bir değişim. Ben aynı zamanda Glimpse’da moda halkla ilişkilerinde de çalışıyorum veya Ecco, CK, Chow Tai Fook, American Rag gibi müşterilere Çin’deki imajlarını ve ilettikleri mesajları güçlendirmelerinde yardımcı oluyorum.

Bu işbirlikleri sayesinde Çin’de halkla ilişkilerin gücü ve nüfuzu konusunda hem dijital hem de geleneksel platformlarda çok daha fazla bilgi sahibi oldum. 

« Paris ve Şanghay’daki IFA Paris Moda İşletmesi MBA ile, Çin’e girebilmek için büyük bir destek aldım ve burada çalışmadan önce büyük bir anlayış kazanmış ve işlerin nasıl yürüdüğünü görmüş oldum. »

M.T. : Kanada’da büyüdünüz ve İtalya, Fransa ve IFA MBA’dan mezun olduğunuz Çin’de yaşadınız. Bu uluslar arası tecrübelerden neler öğrendiniz?

Yanie Durocher : Kültürler arası bir çevrede büyüdüğüme inanıyorum; iki erkek kardeşim, Brezilyalı, ebeveynlerim Fransız Kanadalı ve ben de Çin’de doğdum ve ailemin yarısı Fransız! Bu sayede gerçekten sınırları aşabildim ve farklı kültürler ile çevreleri 17 yaşında daha doğal bir şekilde tecrübe etme imkanım oldu. New York, Milan, Montreal ve Casablanca ve Rabat’ta moda çevresinde çalışıp eğitim görerek, farklı insanlara nasıl farklı yaklaşacağımı ve farklı kültürlerin moda kurallarına nasıl saygıyla yaklaşacağımı öğrendim, iletişim ağlarım da daha da küreselleşti. Paris ve Şanghay’daki IFA Paris Moda İşletmesi MBA ile, Çin’e girebilmek için büyük bir destek aldım ve burada çalışmadan önce büyük bir anlayış kazanmış ve işlerin nasıl yürüdüğünü görmüş oldum. Aynı zamanda dilin gücünün ne kadar önemli olduğunu anladım çünkü ben İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve  « profesyonel iş dili » Mandarince konuşabiliyorum, böylece birçok kapıyı açabildim ve normalde imkansız olabilecek bir sürü nüfuzlu insan ile iletişim kurabildim. Halkla ilişkiler bölümünde çalışıyorum, ve çalıştığım şehri görmezden gelirsek, bu iş daha çok devam ettirilebilir ilişkiler kurmak üzerine kurulu bir şey. İnsanları zamanla kendinize güvendirmek ve işbirliği çok önemli, saygı ve dürüstlük ise başarının ilk adımı!